Özet


COVID-19 salgını ile birlikte, araştırma ve öğrenme materyallerine uzaktan erişim ihtiyacı öğrenciler, eğitimciler ve araştırmacılar için bir zorunluluk haline dönüşmeye başladı. Bu durum, Açık Erişim politikalı yayıncılık sistemini tekrar gündeme getirdi ve küresel yayıncılık ekosisteminin ve enformasyon paylaşımcı şirketlerin yayıncılık ile alakalı politikalarını geçici bir süreliğine değiştirme yönelimlerini tetikledi. Bu çalışma, COVID-19 döneminde oluşan yayıncılık krizlerini ve açık erişim politikalarının yükselişini incelemektedir.

Anahtar Kelimeler: COVID-19, Akademik Yayıncılık, Açık Erişim, Yayıncılık Ekosistemi

Tam Metin

COVID-19 salgını ile birlikte, araştırma ve öğrenme materyallerine uzaktan erişim ihtiyacı öğrenciler, eğitimciler ve araştırmacılar için bir zorunluluk haline dönüşmeye başladı. Bu durum öncelikli olarak, küresel yayıncılık ekosisteminin ve enformasyon paylaşımcı şirketlerin yayıncılık ile alakalı politikalarını geçici bir süreliğine değiştirme yönelimlerini tetikledi. Elsevier, Wiley, SAGE, Oxford, Proquest, Taylor & Francis ve daha birçok küresel yayıncılar ve enformasyon şirketleri, COVID-19 salgını boyunca, kullanıcıların içerikleri ücretsiz görüntülemesine izin veren Açık Erişim Politikasını devreye soktular. Bu çalışmada açık erişimli ve ücretsiz yayıncılığın ve yayınların yoğunluklu olduğu bir ekosisteme geri dönüşün mümkün olup olmadığını inceleyeceğiz.

Açık erişim (Open Access= bundan sonra yazıda AE olarak belirtilecektir), çevrimiçi araştırma çıktılarının erişiminde hiçbir kısıtlama olmamasına ve 3. Tarafların kullanımında da birçok kısıtlamadan muaf olması anlamına gelir. Açık erişim, okuyuculara, literatüre ilişkin kaynakları bulmaları ve onlardan yararlanabilmeleri için ekstra güç verir; yazarlara ve çalışmacılara geniş ve ölçülebilir ve görünürlük ortamları sağlar, okuyucu kitlesini ve etkisini arttırır. (1) Günümüz küresel yayıncıların birçoğu Açık Erişim olmayan, kısıtlı erişimi savunan bir yayıncılık politikası gütmektedirler. Fakat COVID-19 salgını ile birlikte, daha önce bahsettiğimiz birçok yayıncı ve enformasyon şirketi içeriklerini ücretsiz olarak dolaşıma açtılar. Bazı yayıncılar, COVID-19 ile alakalı olan içerikleri ücretiz olarak sunarken, bazıları ise bütün içeriklerini ücretsiz olarak kullanıcılara sundular. (2) Bu durum aynı zamanda, virüsle hızlı bir şekilde mücadele etmeyi amaçlayan bir iş birliği kültürünü oluşturmaya başladı. Dünya’nın farklı ülkelerdeki araştırmacılar, COVID-19 ile alakalı yayınlanan makalelerin, virüsle alakalı bilginin çok daha hızlı bir şekilde yayılmasına ve aşının bulunma sürecini hızlandırdığına dair görüşlerde bulundular. American Medical Association Journal’a göre, COVID-19’un biyolojisi, epidemolojisini ve klinik özelliklerini inceleyen verilerin günlük olarak büyüdüğünü ve Pubmed veri tabanında ücretsiz olarak yayınladığı bilgisini verdi. (3) COVID-19’un yarattığı krizin bilimsel araştırmaların dağıtımı üzerine olan etkisi hakkında en ilgi çekici analiz ise, küresel yayıncılar tarafından uzun süredir devam etmekte olan yayıncılık politikasına yönelik eleştiridir: Verilerin hızlı bir şekilde yayılmasının bu denli kritik olduğu bu dönemlerde, günümüz küresel yayıncıların oluşturduğu yayıncılık ekosisteminin işlevsizliği.

Los Angeles Times’ta 3 Mart 2020 tarihli Michael Hiltzik tarafından yazılan makalede, akademik yayıncılıktaki standartlaşmış kalıpların aslında işlevsiz olduğu görüşü savunuluyor. Eleştirmenler, araştırma izni veren kurumların yayınlanma için ücret ödediği ancak finanse edilen araştırmaların ücretsiz olarak erişilebilir olmasını gerektiren bir ‘’açık erişim’ modelini desteklemekteler. Bu duruma istinaden, Elsevier, Springer gibi birtakım yayıncılar, koronavirüs ile alakalı yayınlanan ücretle makale görüntüleme sistemlerini geçici olarak kaldırdılar. Küresel yayıncılar, bu eylemin kriz süresi ile sınırlandırıldığını, diğer yayınlanmış araştırmalar için geçerli olmadığını belirtmekteler.

AE hareketindeki liderler arasında da, geçtiğimiz günlerde, bütün kaynakların sınırsız erişimini desteklemeyen Elsevier ile aboneliğini sonlandıran University of California bulunuyor. Elsevier’e yaklaşık yılda 11 milyon dolar ödeyen üniversite, yalnızca Elsevier dergilerine değil, serbestçe sunulacak makalelerin yayın ücretlerini de kapsadığını öne sürdü. (4) Almanya’daki ve İsviçre’deki araştırma korsorsiyumları Elsevier’e olan aboneliklerini bırakmış olsa da, İtalya ve Hollanda dâhil olmak üzere, diğer Avrupa ülkeleri ile yayıncı arasında uzlaşma sağlandı.

COVID-19 makalelerin ücretsiz içerik paylaşımının oluşturduğu ortam, veri paylaşımını hızlandırsa da, bu süreçte, bazı enformasyon şirketleri tarafından yayınlanan makalelerde de bilgi kirliliğine müsaade edecek örnekler karşımıza çıktı. Hintli bir grup bilim adamı tarafından, bir pre-print paylaşım sitesi olan BioRxiv’de yayınlanan makalede COVID-19’un bir laboratuvarda üretildi iddia edildi. Bulguları hemen çürüten analizler ortaya çıktı, yazarlar makalelerini Bioxriv’den geri çekti, fakat yayılan yanlış bilgi, komplo teorisyenleri tarafından, çeşitli medya kuruluşlarına servis edildi. (5) Devlet kurumları ise, hala bilgi kirliliğinden yola çıkabilecek bilgileri kontrol etmeye çalışıyor.

COVID-19 dönemi, yayıncılık ekosisteminin tekrar sorgulanmasına sebep oldu ve serbest dolaşımlı bilginin daha az karlı bir yayıncılık ekosistemini beslemesinin mümkün olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi. Bu soruyu cevaplayabilmek için, ücretsiz dolaşan içeriğin, büyük ölçüde yayıncılar adına ve sistematik olarak, yazarlar, araştırma toplulukları ve kütüphaneciler arasında dönen bir Pazar olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. (6)

Michigan Press Üniversitesi direktörü Charles Watkinson, Scholcomm listesine yazdığı yazıda, yaşanan kriz sonrasında küresel çaptaki yayıncıların daha çeşitli ve güçlü altyapıları olduğu için, krizi daha kolay atlatacaklarını ve AE yayınların sayısı artsa bile, buna uygun bir ekonomi modeli geliştirebileceklerini belirtiyor. (7) Watkinson’da aynı şekilde, küresel yayıncıların, yeni ekonomik koşullardan yararlanacak şekilde konumlandırılacaklarını ve muhtemelen piyasa güçlerini daha da pekiştireceklerini söylemekte. Akademik dergilerin kontrolünü yapan bu şirketler, nakit sıkıntısı çeken kurumlar için cazip hale getirilebilecek şekilde fiyatlandırılabilirse, yayıncılık ekosisteminde, şirketler arasındaki ekonomik dağılım farkı giderek artabilir. Buna yönelik, yazarların yayınlattığı makale başına ödeme yaptığı (article processing charge) model ile Açık Erişim yayıncılık politikasını güden dergilerin sayısında artış gözlemlenebilir. Ayrıca, abonelik ve açık erişimli içerikten nasıl kar yapabileceğini fark etmiş büyük küresel yayıncıların iş stratejileri için bir anahtar olabilir. Örneğin GetFTR gibi hizmetler, büyük yayıncıları bir araya getirerek kullanıcıların birbirleriyle etkileşim içerisinde olabildikleri çeşitli platformlar üzerinden kar edebilme stratejilerini de geliştirmeye başladılar.

Bütün bu bilgiler doğrultusunda, Açık Erişim’in geleceğini nasıl görüyoruz? Yayıncılığın her alanında AE hareketleri, genellikle ekonomik krizlerin yaratmış olduğu kemer sıkma dönemlerinde gerçekleşmiştir. İngiltere’de bu konuyla alakalı durgunluk 2010 yılında başladı ve sonraki dönemde de devam etti. (8) Peerj ve Ubiquity Press gibi düşük maliyetli ticari yayıncılar ön plana çıkmaya başladı. Günümüzde de COVID-19’un yaratacağı ekonomik daralma, yayıncılık sektörü için, Açık Erişimli bir yayıncılık politikasının güdülmesini ön plana çıkarabilir. Özellikle, serbest dolaşımlı veri paylaşımının bilim dünyası için ne denli kritik olduğu ve Açık Erişimli olmayan enformasyon dağıtım sisteminin büyük bir kapital sistem üzerine kurulduğu düşünülürse. Bu durumun, küresel yayıncılık ekosistemindeki yapıyı değiştireceğini ve Açık Erişimli yayıncılığın artacağı görüşünü meydana getirmesi hiç de uzak bir ihtimal değil. COVID-19 döneminin koşullarını göz önünde bulundurduğumuzda, akademik dergi yayınlanma sürecinde, yayıncıların bu süreçte ve gelecekte, içerikleri etik kurallar çerçevesinde yayınlamak, editörlere ve bütün bilim dünyasına destek olmak için çalışmalarını ivedilikle sürdürmesi gerekiyor.

Kaynaklar

1. Budapest Open Access Initiative. 2002. Available from: https://www.budapestopenaccessinitiative.org/translations/turkish-translation
2. 2020. Available from: http://listserv.crl.edu/wa.exe?A2=LIBLICENSE-L;c83428c7.2004&S=
3. Hiltzik M. Column: COVID-19 could kill the for-profit science publishing model. That would be a good thing. Los Angeles Times 2020. Available from: https://www.latimes.com/business/story/2020-03-03/covid-19-open-science
4. Hiltzik M. Column: In act of brinkmanship, a big publisher cuts off UC’s access to its academic journals. Los Angeles Times. 2020. Available from: https://www.latimes.com/business/hiltzik/la-fi-uc-elsevier-20190711-story.html
5. News & Notes. 2020. Available from: http://connect.biorxiv.org/news/
6. Moore S. Without stronger academic governance, Covid-19 will concentrate the corporate control of academic publishing. LSE Impact Blog 2020.
7. Association of Collage & Research Libraries (ACRL). Available from: http://www.ala.org/acrl/issues/scholcomm/scholcommdiscussion